Sevda Karaca’dan Skandal Hizbullah  Kararına Tepki!

Sevda Karaca’dan Skandal Hizbullah  Kararına Tepki!

EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Hizbullah'ın üst düzey yöneticileri oldukları belirtilen Edip Gümüş ve Cemal Tutar'ın yeniden yargılama sürecinin ardından serbest bırakılmasına tepki gösterdi.

ABONE OL
Temmuz 25, 2026 19:18
Sevda Karaca’dan Skandal Hizbullah  Kararına Tepki!
Barış KAYA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 1990’lı yıllarda başta Batman, Mardin ve Diyarbakır olmak üzere ülkenin birçok yerinde yüzlerce cinayet, yaralama ve eziyet suçuna karışmış Hizbullah terör örgütünün üst düzey yöneticileri Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın skandal bir kararla serbest bırakıldığını açıkladı. Bu skandal karar meclis gündemine de taşındı.

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin Hizbullah Terör Örgütünün üstü düzey yöneticisi olan  Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ı adeta özel bir hukuk yaratarak, adeta kişiye özel bir düzenleme yaparak serbest bıraktığını aktaran Karaca, yaşananları şöyle anlattı:

‘Hizbullahın ana karargahında yakalanan Edip Gümüş ve Cemal Tutar, Hizbullah’ın üst düzey yöneticileri. Bu kişilerin, aralarında gazeteci Namık Tarancı da bulunduğu çok sayıda insanın öldürülmesiyle ilgili dosyalarda adı geçiyor. Yani ortada sıradan bir örgüt üyeliği dosyası yok. Yıllarca süren yargılamalar var. Cinayet dosyaları var. İtiraflar var. Deliller var. Peki süreç içinde ne oldu? 2019 yılında Anayasa Mahkemesi, bazı Hizbullah sanıklarıyla ilgili önemli bir karar verdi. İlk yargılamayı yapan mahkeme heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Bu karar üzerine bazı sanıklar için yeniden yargılama süreçleri başladı. Fakat burada çok ciddi bir sorun ortaya çıktı. AYM’nin hakkında yeniden yargılama kararı vermediği bazı Hizbullah sanıkları da bu karardan yararlandırıldı. İnfazları durduruldu, tahliye edildiler. Edip Gümüş ve Celal Turar, bu süreçte kaçak durumdaydı ve haklarında kırmızı bültenle arama kararı bulunuyordu. 15 yıldır kaçak olan bu iki sanık hakkında doğrudan bir Anayasa Mahkemesi yeniden yargılama kararı olmamasına rağmen, 27 Mart 2026 tarihinde avukatları aracılığıyla Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine başvuru yapıldı. Mahkeme yeniden yargılama sürecini başlattı. Yurt dışında olduğunu bildiğimiz sanıklar, duruşmaya Batman’dan SEGBİS yoluyla bağlandılar. Ve sadece üç buçuk ay içerisinde, yıllarca süren yargılamalarda ortaya konulan bütün delillerin neredeyse yok sayıldığı bir karar çıktı. Mahkeme, bu kişileri onlarca cinayet ve ağır suç bakımından “somut delil yokluğu” gerekçesiyle akladı.’

Karaca, yıllarca süren yargılamalar boyunca toplanan deliller nereye gitti, sanıkların daha önce verdikleri ifadeler nereye gitti, dosyalardaki itiraflar nereye gitti, üç buçuk ay içinde nasıl oldu da bütün bunlar bir anda “somut delil yok” denilerek yok sayıldı sorularına cevap verilmesi gerektiğini söyledi.

HİZBULLAH’IN ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİ ÖRGÜT ÜYELİĞİ SUÇLAMASINDAN AKLANDI!

Karaca bu kişilerin, Hizbullah’ın üst düzey yöneticileri olmalarına rağmen, örgüt yöneticiliği suçlamasından da aklandığını, gerekçenin ise  “Hizbullah tek bir kişiyi lider kabul ediyor, dolayısıyla bunlar yönetici olamaz” diye sunulduğunu açıkladı. 

‘Yüzlerce insanın öldürüldüğü bir örgütün üst düzey kadrolarında yer alacaksınız, örgütün ana karargahında yakalanacaksınız ama “örgütün tek lideri vardı” denilerek yöneticilik suçlamasından kurtulacaksınız. Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır?’ diye tepki gösteren Karaca, skandalın bununla da sınırlı kalmadığını, Hizbullah yöneticilerinin işlediği cinayetlerde hayatını kaybedenlerin ailelerinin yargılama sürecine taraf olarak dahil edilmedini anlattı.

“CİNAYETLERDE HAYATINI KAYBEDENLERİN AİLELERİ YARGILAMAYA DAHİL EDİLMEDİ”

Karaca, “Namık Tarancı’nın ailesi de katledilen diğer insanların yakınları da bu davada söz sahibi olamadı. Karara itiraz etme, temyiz hakkını kullanma imkanları ellerinden alındı” dedi.

Adalet Bakanlığına yönelttiği soruları da açıklayan Karaca, “Kürt siyasetçiler söz konusu olduğunda Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayanlar, Gezi tutukluları söz konusu olduğunda hukuku yok sayanlar; Hizbullah sanıkları söz konusu olduğunda neden hukukun bütün kapılarını sonuna kadar açıyor?” diye sordu.

Karaca, AYM’nin askeri hakim gerekçesiyle verdiği adil yargılanma hakkı ihlali kararlarının neden Hizbullah sanıkları için adeta kişiye özel bir düzenlemeye dönüştürüldüğünü söyleyerek, kendi haklarında verilmiş bir AYM kararı bulunmayan iki sanığın yeniden yargılanmasının önünün nasıl açıldığının açıklanması gerektiğini dile getirdi.

Karaca ayrıca, bu süreçte kaç Hizbullah sanığının tahliye edildiğinin, kaçının yurt dışına kaçtığının ve kaçının hâlâ firari olduğunun Adalet Bakanlığınca

“HİZBULLAH’A DESTEK VEREN KAMU GÖREVLİLERİ NEDEN SORUŞTURULMADI?”

Devletin resmi raporlarında ve Meclis araştırma komisyonlarının çalışmalarında Hizbullah ile kamu görevlileri arasındaki ilişkilere, koruma ve destek mekanizmalarına dair ciddi tespitler bulunduğunu belirten Karaca, “Peki bu ilişkiler neden hiçbir zaman gerçek anlamda soruşturulmadı?” diye sordu.

Karaca, “90’lı yıllarda Hizbullah’a destek veren, göz yuman, yönlendiren kamu görevlileri nerede? Onları kim korudu? Bu cinayetlerin arkasındaki devlet bağlantıları neden hâlâ aydınlatılmadı? Bugün Hizbullah’ın işlediği cinayetlerin failleri aklanırken, devlet içindeki sorumluların dosyaları neden kapalı tutuluyor?” ifadelerini kullandı.

Karaca, “Bu ülkede adalet arayan insanların aklıyla daha fazla alay etmeyin” diyerek, meselenin yalnızca iki sanığın serbest bırakılması olmadığını, Türkiye’nin 1990’lı yıllardaki katliamlarla yüzleşip yüzleşmeyeceği meselesi olduğunu söyledi.

Namık Tarancı’nın katledilmesi, DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın öldürülmesi, onlarca Kürt siyasetçinin ve gazetecinin katledilmesi ve yüzlerce insanın öldürülmesiyle yüzleşmeden, katliam failleri gereken cezaları almadan Türkiye’nin karanlık geçmişle nasıl hesaplaşacağını soran Karaca, “Failleri aklayarak bu halka ne söylemiş oluyorsunuz?” dedi. JİTEM’le iç içe geçmiş olan Hizbullah’ın ve işlediği cinayetlerin ardında doğrudan kamu görevlilerinin destek ve sorumluluğu bulunduğu devlet raporlarında yer almasına karşın dokunulmazlık zırhıyla korunan devlet görevlilerinin bunca zamandır hiçbir yargılamaya dahil edilmemesinin ayrı bir sorun olduğunu vurgulayan Karaca, 1990’lı yılların bütün siyasi cinayetleriyle yüzleşilmesi gerektiğini belirterek, “Kim öldürdü? Kim emir verdi? Kim yardım etti? Kim göz yumdu? Kim korudu? Bunların hepsi ortaya çıkarılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Karaca açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Namık Tarancı’nın, Mehmet Sincar’ın ve katledilen onlarca Kürt siyasetçinin hesabı kapanmadı. Bu dosyalar kapanmayacak. Bu cinayetlerin üzeri örtülmeyecek.

Gerçek bir barış, katilleri aklayarak değil; katledilenlerin hakkını teslim ederek kurulur.

Gerçek bir yüzleşme, geçmişi unutturarak değil; bütün failleri ve bütün sorumluları ortaya çıkararak mümkündür.

Ve biz, kim olursa olsun, hangi örgütün arkasına saklanırsa saklansın, hangi devlet görevlisi tarafından korunursa korunsun, bu ülkenin bütün siyasi cinayetlerinin hesabı sorulana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız.

Namık Tarancı için, Mehmet Sincar için, katledilen bütün insanlar için adalet istiyoruz.”

SKANDAL MECLİS GÜNDEMİNDE

Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde ise Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın yeniden yargılanma talebine dayanak bir AYM kararı olup olmadığını, AYM kararlarının Hizbullah sanıklarına “kişiye özel” biçimde uygulanmasının gerekçesini ve sanıkların üç buçuk ay içerisinde “somut delil yokluğu” gerekçesiyle aklanmasını sordu.

Karaca’nın soruları şöyle:

1. Hizbullah yöneticileri Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın yeniden yargılanma talebinde bulunmasına dayanak bir AYM kararı var mıdır? AYM kararlarının Hizbullah sanıklarına “kişiye özel” biçimde uygulanmasının gerekçesi nedir?

2. Kürt siyasetçiler, gezi tutukluları gibi yüzlerce kişi bakımından AYM kararları yerel mahkemelerce uygulanmazken, Hizbullah sanıkları söz konusu olduğunda hukukun tüm kuralları esnetilerek uygulanmasını Bakanlığınız nasıl değerlendirmektedir?

3. Onlarca cinayet, yaralama ve eziyet suçunun sabit olduğu, geçmiş yargı kararlarıyla hüküm altına alınmış failler hakkında yalnızca 3,5 ay içerisinde ve “somut delil yokluğu” gerekçe gösterilerek aklama kararı verilmesi Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmektedir?

4. Bu sanıklara iyi hal indiriminin uygulanmasının hukuki ve vicdani izahı nedir?

5. Yargılama sürecinin Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın faili olduğu cinayetlerde yaşamını yitirenlerin ailelerinden habersiz bir şekilde yürütülmesinin açıklaması nedir? Bakanlığınız bu konuda bir inceleme yapmış mıdır?

6. Yıllardır firari olmalarının yanında kırmızı bültenle aranan sanıkların Batman’dan SEGBİS vasıtasıyla duruşmaya katılmaları nasıl olanaklı olmuştur?

7. Başta gazeteci Namık Tarancı ve DEP Milletvekili Mehmet Sincar cinayetleri olmak üzere, 1990’lı yıllardaki Hizbullah cinayetlerinin dosyaları bu kararla birlikte “zamanaşımı” riskiyle yüz yüze mi bırakılmıştır?

8. AYM’nin askeri hakim gerekçeli adil yargılanma ihlali kararlarından faydalandırılarak tahliye edilen ve sonrasında kaçan toplam Hizbullah sanığı sayısı kaçtır? Bu kişilerden kaçı hakkında yakalama kararı infaz edilebilmiştir?

9. TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporu başta olmak üzere resmi raporlarda da yer alan, 90’lı yıllarda Hizbullah terör örgütüne destek veren, göz yuman veya yönlendiren kamu görevlileri ve idareciler hakkında bugüne kadar açılmış bir soruşturma bulunmakta mıdır? Bu koruma zırhı ne zaman kaldırılacaktır?

10. Bakanlığınıza bağlı faili meçhul cinayetleri araştırma amacıyla kurulan daire başkanlığı Hizbullah cinayetlerini ele almış mıdır? Almışsa akıbeti nedir?

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes